BFM Sport

Olimpiyat Madalyası Kazanan ilk Başörtülü Kadın Eskrimci

İçinde: Spor

İbtihaj Muhammed: 'Farklı olduğunuzu hissetmek, her şeyi daha da zorlaştıran bir şeydir'

 

“Olimpiyat madalyası kazanan ilk Müslüman-Amerikalı kadın sporcu olduktan 2 yıl sonra, bu süreç boyunca takım arkadaşları tarafından uğradığı düşmanlığı anlattı”

 

Röportaj : Matthew HALL (The Guardian)

 

İbtihaj Muhammed tarihe geçerek 2016 Rio Olimpiyat Oyunlarında başörtüye sahip ilk Müslüman-Amerikalı kadın olarak ülkesine madalya kazandırmıştır. Fakat eskrimci, oyunlar sırasında Olimpiyat ruhuna ve kültürüne aykırı bir şekilde takım içerisinde onur kırıcı ve aşağılayıcı bir şekilde “dışlanmış kişi” muamelesi gördüğünü ifade ediyor.

 

Amerika Birleşik Devleti’nin 2016 RİO oyunlarında yer alan ve büyük başarıya imza atan kadın kılıç takımının bir parçası olarak bronz madalya kazanan Muhammed, Amerika Ulusal Eskrim Takımı içerisinde yer aldığı dönemlerde takım arkadaşları tarafından görmezden gelindiğini, takım yemeklerine davet edilmediğini, takım içi e-posta grubuna bile dahil edilmediğini ve bu duruma yıllarca katlanmak zorunda kaldığını anlatıyor.

 

Yarışmalarda başörtü takmasıyla tanınan New Jersey'li bir Müslüman olan eskrimci Muhammed, müslümanların kutsal ayı olarak bilinen “Ramazan” dönemi boyunca oruç tutarak antrenmanlara katılmasını bahane gösteren antrenörü Ed Korfanty ‘nin kendisini “tembellikle” ve “ciddiyetsizlikle” suçladığını ifade ediyor. Bu süreç içerisinde antrenörünün ağzından “iyi misin Ibti? ya da “biraz dinlenmeye ihtiyacın var mı?” gibi cümlelerin hiçbir zaman çıkmadığını ifade ediyor.

 

Muhammed’in en endişe verici açıklamalarından birisi ise takım doktoru tarafından ayak burkulması teşhisi konulduktan sonra antrenörü Ed Korfanty tarafından “sıçrama antrenmanı” için zorlanması olmuştur. Muhammed tarafından yapılan açıklamaya göre antrenörü Ed takım doktorunun önünde “şu an yürüyebildiğini görüyorum o nedenle sıçrama antrenmanını yapamayacak kadar kötü sakatlandığına inanmıyorum” dediğini söylüyor.

 

Guardian'a konuşan Muhammed, eskrimin rekabetin oldukça yüksek olduğu Olimpik bir bireysel spor olduğunu ve Oyunlar süresince ilk üç sıra içinde yer alabilmek için birçok atletin yarıştığını ve bu ortam içerisinde ABD kadın kılıç ekibindeki düşmanlık atmosferinin daha da yükseldiğini ifade ediyor.

 

Diğer takımlarda arkadaşlık ve takım olma unsurlarının eksik olup olmadığını bilmiyorum, bildiğim tek şey şu ki; rekabet etme talihsizliği yaşadığım kişiler ve atletlerin bu şekilde olması gerektiğine inanmadığımdır” diyor.

 

Muhammedin iddiaları ABD’de ki spor yönetimi organlarının web sitelerinde yayınladıkları “Temel Değerler” listesi ile çarpıcı bir şekilde çelişmektedir: “Mükemmellik, Saygı, Takım Çalışması, Katılım, Tutku”. Muhammed, Guardian'a ABD Eskrim Federasyonuna takım ve yönetimi konusundaki deneyimleri hakkında endişelerini dile getirdiğini, ancak yanıt almadığını da ekliyor. Bu arada ilginç olan noktalardan bir tanesi de, ABD Eskrim Federasyonunun, Muhammedin Guradian’a yaptığı açıklamalar ve bulunduğu iddialara karşılık olarak Guardian’dan her hangi bir röportaj talebinde bulunmayışıdır.

 

“Ben bir drama yaratmak ya da bir dramaya neden olma niyetinde değilim. Fakat ben de herkes gibi eşit fırsat ve imkanlara sahip olmak istiyorum. Yaptığımız spor branşında bir antrenörünüz yoksa bu bir problemdir. Eğer bir antrenörünüz var ve görevini yerine getirmiyorsa bu daha büyük bir problemdir. Sonucu ne olursa olsun ABD Eskrim Federasyonundan bu konuyu ele almalarını isterdim. Sanıyorum bilinmesini istemedikleri bir takım korku ve kaygıları var” diye anlatıyor.

 

Muhammed tarafından ifade edilen çekişmeli kılıç takımı ortamı, ABD Olimpiyat Komitesi'nin Sporcu Güvenliği Politikası ve “SafeSport Koduna” potansiyel olarak karşı çıkmaktadır. Politika geniş anlamda “cinsel, duygusal, fiziksel, zorbalık ve taciz dahil her tür suistimali yasaklamaktadır”.

 

USOC şemsiyesi altında yer alan tüm spor organizasyonları SafeSport gerekliliklerini karşılamalıdır ve her seviyedeki antrenörlerin lisanslama gereksinimlerini karşılamak için eğitim kursları almalarını sağlamaları gerekmektedir. Spor politikası, sporculara yönelik her türlü istismarın bastırılmasını amaçlamaktadır. Fakat bu arada, USOC bu olaylar için hiçbir yorum ya da bilgilendirmede bulunmamıştır!

 

“Beni zorlayan mesele, bu durum ile sporun en üst seviyesindeyken mücadele etmiş olmamdı. Zirveye tırmanmak zaten yeterince zorlu bir süreç. Fakat bir de farklıysanız bu durum, süreci çok daha zor bir hale getirmektedir” diye ifade ediyor İbtihaj Muhammed.

 

Şuan 32 yaşında olan başarılı eskrimci, Mariel Zagunis ve Dagmara Wozniak ve takıma yeni katılan Monica Aksamit ile birlikte 2016 yılında takım kılıç kategorisinde bronz madalya kazandı. Babası bir polis memuru ve annesi bir öğretmen olan eskrimci Newark’da doğdu ve New Jersey kasabası olan Maplewood'da büyüdü. 2010 yılından beri Amerika Birleşik Devletleri ulusal eskrim takımının bir üyesi, aynı zamanda yetersiz hizmet alan topluluklara spor hizmeti veren ve bir New York Şehri eskrim kulübü olan Peter Westbrook Vakfı'nda da eğitim aldı.

 

ABD'de eskrimin beyazlar arasında yapılan elit bir spor olarak algılanıp algılanmadığı sorulduğunda, “Eskrim, beyaz olmak ile ilgili değil, konu bu spora ve koşullarına sınırlı erişim imkanı ile ilgilidir” diye yanıtlıyan sporcu şöyle devam ediyor; “eskrim, devlet okul sisteminde bulamadığınız pahalı bir spordur ve büyük azınlık nüfusunun olduğu şehir içi mahallelerde bulamazsınız. Spora sınırlı erişim nedeniyle, parası olan ve ağırlıklı olarak beyaz ailelerden gelen insanlar eskrim yapmaktadır.” Diye ifade ediyor.

 

Muhammed, Peter Westbrook Vakfı gibi girişimci kuruluşların benzer sosyal statüde bulunan insanlara eğitim vermesi açısından oldukça önemli bir role sahip olduklarını söylüyor (Westbrook 1984 Los Angeles Olimpiyat Oyunları'nda bireysel kılıç branşında bronz madalya kazanmıştır).

 

“Bu tarz vakıflar benzer durumdaki çocukların kendilerini ve etraflarını keşfedebilmeleri için çok güzel imkanlar sunmaktadır. Dünya Şampiyonu olan, Olimpiyat madalyasına sahip olan ve eskrim sayesinde dünyayı dolaşan bir sürü atletle tanıştım. Ben sporun böyle bir imkan sunacağının ne yazık ki farkında değildim. Benim milli takımdaki arkadaşlarımın neredeyse hepsi 13 yaşlarındayken Dünya Kupalarına katılmaya başlamışlar. Ben Uluslararası Şampiyonaya ilk 23 yaşımdayken katılma fırsatı buldum”.

 

Muhammed'in ABD eskrim takımı ile yaşadığı bu deneyim, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin “Olimpiyat Ruhu” tanımının tam tersi bir örnektir. “Dostluk, dayanışma ve adil oyun ruhuyla karşılıklı anlayış”.

 

“Sadece takım arkadaşı olarak değil, aynı zamanda meslektaş olarak bir arada bulunabilseydik, ben ve takım arkadaşlarım için her şey çok daha kolay olurdu” diyen Muhammed “Günün sonunda şöyle bir baktığınızda bu sonuçta bir iş. Her gün mutsuz olarak çalıştığınızı ve sürekli size yetersiz olduğunuzu hissettirildiğini hayal edin” diye tamamlıyor.